16 Ağustos 2017 Çarşamba

Aşk Sanılmaz,Yaşanır..!

Bazı anlar vardır; anın akışı sessiz çığlıklara boğmuştur seni.. Sanki o anda arka arkaya gelen bi dış dünya saldırısı mevcuttur ve sen "gidin" diyemeyecek kadar şaşkın ve sıkışmış hissediyorsundur.. Unuttuğun şey; nefes almaktır.. Arkasından, korktuklarının bi hayal olduğu ve gerçeğini hatırlayamaman.. Korkma..
Kaderde kötü yoktur.
Niyet ve onla akışında sabır vardır..
İnancınsa; kalpten bedenine ve tüm dünyaya yayıldığı bir döngüdür..
Seni sen yapan,ayağa kaldıran; inancındaki kabulündür unutma.. Güç yaratandaysa,sende onun bir yansımasıysan,ozaman her şüphen kendine; korku ve endişe olarak döner.. O'nun şüphesi değildir.İçine düşense; araf sessizliği,senin kendine olan inancının azalmasının yüksek çığlığıdır..
Derki; ayağa kalk, nedir korkutan seni evlat? Nedir bu karanlık odalara kapattırıp, kendini kendine saklatan? 
Sevgi bakidir ve bir kere çamurlanan aşkı temizlemek kendini temizlemekten daha zordur..çünkü tertemiz bir aşkı büyütmek daha yakışandır insana.. Çünkü temizlikle başlar tüm aşklar ve aşkı sonsuzlaştıransa; yıllar geçse de tertemiz kalabilen aşktır ve o; gerçek aşktır.. Oyüzden yalansız gerçek aşklara, baktığında,gerçekten hisettiğin aşklara kalksın bu akşam tüm kadehler ve hiç bi aşk sandığın seni senden uzaklaştırıp,yalana sokmasın.. Çünkü sandığın aşk değil,bölesi seni rezil eder, kendine yabancı eder.. Dili bozulur, saygısı kaybolur.. Gerçek aşktan uzaktır.. İzin verme kimse seni gerçek aşktan da, anlamından da uzaklaştırmasın..Gerçek aşk koşulsuzdur..Hesap yoktur,kural yoktur,kendini de onu da içine koymaya çalıştığın bi kap ta yoktur..Histir,andır, kalpten iletişimdir ve inan bana beynin yarattığı ne korku balonları,ne önyargıları ne de sorgusu vardır..hesap kesmez bi öncekinin fişini sana ödetmez.. Akış vardır özgürce, sonsuzlaşmak için sınırları sevgi ve güvenle aşmak vardır..Aştıkça uzaklaştırmaz yakınlaştırır..Yakınlaştıkça çoğalan alevlenen kocaman saygı ve sevgiyle paylaşım vardır.. Paylaşman için önce sende olması gerekir.. Oyüzden de önce kendini yeterinde sev,say ki paylaştığını sandığın karşıdan çalmaya çalışmadığın olsun.. 

1 Nisan 2017 Cumartesi

Doğru-Yanlış

Doğru ne?
Yanlış ne? 
Yani doğru yanlış dediğimiz nedir ki?
Yanlışta kötü hisettiren bişeyler vardır der; hep insan..
Doğru da; mutluluk vardır diye ekler..
Peki kime göre?
Neye göre?
Bana göre; tek bir şey vardır; mutlak ilahi gerçeklik; o da sevgi..
Ozaman ayırım da kalmıyor,doğru da yanlış ta.. Çünkü doğrusu da,yanlışı da; mutlak sevgiye götürür ilahi nizamda insanı.. 
Algılarımızdır; sınıflayan,küçülten yada büyüten yaşananları..
Saf sevgiyle bakınca; ilahi nizamın gerçekliği saygıyla büyütür.. Çeşitliliği kabul edince; yanlışı doğrusu birdir..Çünkü yanlış ta, doğru da kardeşlerdir..Birbirimizi; birbirimizin doğru yada yanlışlarına çekiştirmeye çalışmayı bırakınca; zaten yanyana da,kol kolada büyürüz.. Saygıyla büyüyen koşulsuz sevgi olsun da; yanlış doğruyu bulur.. Çünkü benim doğrum bana kadardır, benden çıkınca senin doğrunla karşılşır.. işte o nokta; o doğrularımız önce tanışmalı, bi oturup sohbet etmelidir ozaman yanlış değil  sebebler olduğunu anlarız..

30 Eylül 2016 Cuma

Uzak yakınlarımız

Bazen okadar kendimi bi balık gibi hisediyorum ki; olduğum dünyanın tekliği, gerçekliği,sessizliği ve derinliği beni karada olan dünyadan daha da uzaklara itiyor. Deniz altı, deniz uzayı gibi.. Gökyüzü gibi.. Kendimi içinde arındırdığım, her hücreme iyi gelen bi suya bırakıyorum.. Orası beni temizliyor.. Aslında çok şey konuşuyoruz orda ama ses çıkartmıyoruz. Konuşmalarımız bildiğiniz türden değil.. İyiyi de kötüyü de eşit derecedeyiz, öle bir ayırım yapmıyoruz.Unutuyoruz, hesap tutmuyoruz, sakiniz yani. Dengemiz var.. Kavgamız yok.Bazen karada ki dostlar ziyaretime gelmek istiyorlar yada beni tanımak.. Bizim oraları bilmeyenler derinlere indikçe ya nefessiz kalıp boğuluyor yada dibe ayarsızca dalmaya çalışmaktan vurgun yiyor.. Oksijen tüpüyle,gözlükle inmeye kalkıyorlar, bir plastik parçası ardından gördüklerini gerçek sanıp bir balıktan daha iyi anladığı iddasıyla karaya dönüyorlar.. Anlıcağın o ki; benimle, bizimle aynı suda yetişmeyen bu canlılar su da nefes alamazlarken; anladıklarını sandıklarıyla kara parçalarına geri dönüyorlar.. Anne karnı gibidir deniz altı.. Bize sonsuz gelir, karadakilere bi kese.. Neden karaya çıkamayız biliyormusun? O hava yakar ciğerlerimizi.. çünkü kirli.. Hava temizlenemez ama nefes verir ama su siler baştan başlatır.

18 Temmuz 2015 Cumartesi

Kendin Yoksan,Yoksun..

Zamanı unut..
Geçmişi,
Yalnızlığı,
Korkularını,
Geliceği,
Olucakları, olamayacakları
Kaybedip, kazanıcaklarını unut..
Önce bi unut ki ; özüne dön bu hayatta..
Korkma kimler geldi, kimler geçti bu hayattan..
Sadece kendini var ederken, dünyaya birşey katıp,bırakamayanlar yok olup, kaybolup gitti bu hayattan..
O yüzden korkmak kaybettirir sana, durdurur seni, yok eder..
Her kendin olamadığında daha da uzaklaşırsın gerçekleştirebileceklerinden..
Dünyaya birşey katmak,bırakmak için kendini ve herkesi olduğu gibi kabul etmekten başlayabilirsin..
Çünkü o zaman bi rengin, kokun,tadın, ritmin, sözün olur ve herbiri de sadece sana has olur.. Yani bedenin burda olmasada bıraktıkların seni yaşatır..O yüzden bedenin burda ve hala bir şeyler bırakabilecekken ;
Eee Ne duruyorsun?!
Tüm korkuların,kırgınlıkların,terk ettiğin egona bi toprak at ve.....Özüne dönüp,seni sen yapmaktan korkutanlardan uzaklaş..
Yaptıkların tüm dünyayı sarmasada bi kişinin bile dünyasına bambaşka bi dünya katabilir..
Dalga dalga değer her yere, herkese..
Merak etme yok olmaz hiç bi şey, üretirsen..
Aslında aşklar bitmez, söylenmemiş sözler, hisler yok olmaz , kırgınlıklar anlam kazanır, korkular güce dönüşür, kavgalarınla yüzleşir, ürettiklerinle zenginleştirirsin anılarını..
Boşver ne olduğunun bi önemi yok..
Bi söz, bi kelime,
Bi melodi,bi çizgi,
Birinde güzel bi his bırak bi gülümse..
Yeter inan bana...
Bunun da yolunu kendini bilmekten,kendini keşfeder kabul ederken;haddini bilmekten geçer..
Yoksa unutulur, iz bırakmaz esip geçen rüzgarların,anıların..
Yani yok olur senle birlikte yaşarken tüm var ettiğini sandıkların..



Falan Filan

Bazı zamanlar vardır..
Ya hayat getirmiştir seni oraya yada birikmişler, yaşanmışlıklar...
Kendini sebebli sebebsiz boşluk anlarda bok gibi hissederken bulursun..
Sigara yakarsın geçmez, uzanırsın boğar..
Kafandaki en ufak bi düşünceyi tam net yakalayamaz, sonucunda ; sana kalan kocaman bi sessizliğin içinde; sana kendini bok gibi hissettirenlerle kalakalırsın..
Ayılma gibidir ama uyandığın başka bi kabustur hani..
Sıkışırsın bi çığlıkla susun, beni yalnız bırakın demek istersin ya...
Kendine susmak en zorudur bilirim..
Belirli belirsiz konuşur içindekiler.. Bok gibi olduğunu ispat için üç beş anı atar önüne..
Baak der; bu zamandan bu zamana bunlar oldu der.. Şimdi sen nerdesin napıyosun der..
Buna zamansal sendromlar diyip geçmişler..
Kesin öle bi hali de vardır ama başka türlü sorgulayana yıllar geçişi başka türlü bi koyuyor.. Bazen kendin ve etrafındaki herkese bi kapının arkasından, aralığından bakarsın ya..
bi yabancılaşır izlersin..
gözlerin dolar,zaman
hassiktir yaaaa ne çok hızlı geçmiş dersin..
sofralardan, sohbetlerden, aramalardan, gönüllerden,anılardan eksilenler olur ya hani..
bazı geri getiremiceklerimiz gibi..
hani korkarız ve
Hass..tir deriz
Ben böle anlara düştüğümde yıllara yada kendime yada kadere kızmıyorum artık yaralarıma bakıp.. Şimdi anlıyorum ki; hayat akışında evet evet hayat akışında..
akıyo hep
durdurmaya,hızlandırmaya yada geriye sarmaya çalışmaya gerek yok yani..
hop dönüyoruz.
bilki dünya dönerken şuan orda diilse bile bi sonraki dönüşte orda olabilir tüm kaçırdığını sandıkların..
bil ki;dünya döne döne dönüyor ve sen bütün bu olup bitenlere güle güle büyüyorsun..

10 Temmuz 2015 Cuma

... Gecenin Kendisi, Günün Efendisi ...

Bazı geceler, geceyi seyretmek istiyorum...Herkesin uyuduğu, gecenin  en çıplak olduğu anları.. Sabah gelirken; onun yavaşça masadan kalkışını seyretmeyi çok seviyorum.. Asil ve dimdik, kibar ve centilmen, farkında ve güçlü, göz önünde olmaktansa uzaktan izlemeyi seven; gizemli ve bazen uzun boylu bazen de kısa boylu; yer yer ceketini ilikleyen bazen de çırılçıplak soyunan... Geceyi uzaktan izlemek; bütün hayallerin gerçekliği gibi.. Aşk gibi..
Gündüzün gelişiyle onun yavaş ama kendinden emin masadan kalkışını seyretmeyi seviyorum işte.. O giderken; sanki bütün doğa bi saygıyla önce sessizleşiyor,sonra alkışlıyor  heyecanla.. Hem güneşin yavaşça uzaktan gelişini selamlıyor hem de gecenin muhteşem biten performansına alkış tutuyor.. Sahneden inen gece, sanki o gece bi bana oynuyor.. Kimsenin onu izlememesine alışmış olmasına rağmen; bütün herkes onu izliyormuşcasına; o, sonuna kadar sahnede kalıyor ve en iyi performansını sergiliyor.. Hemde her gece, bıkmadan.. Sanki bütün doğa onu benimle birlikte sessizce izliyor. Rüyalar sanki onu izlerken gerçek oluyor. Yalnızlık; bazı çaresiz gecelerde konuşuyor ama geceyi izliyorsam; ozaman susuyor ve sanki o da beni izliyor. Bir kapı arasından; benim geceyi izleyişimi izliyor.. Öylece sessiz bizi izliyor.. O gecelerin yalnızlığı uzaktadır, konmaz acısı, korkusu zamansızlığına..
Zaman nereye akıyor diye soruyorum bazen; o gecelerde; gece elimden tutuyor, gezdiriyor beni; rüya sandığım zamanlara.. Konuşan zamanları sustururcasına farkettiriyor.Biliyorum gece de beni seviyor.
Bazen düşünüyorum; gecenin karanlığı o kadar gerçekki; yalnızlığımız, ölüm korkumuz ve bu korkuların yolunda edindiğimiz bütün endişe ve vesveslerimizi su yüzüne çıkartıyor. İşte belki de bu yüzden kaçıyoruz gecelerden, uyuyoruz ve yerine en güzel kaçışlardan, medistasyonlardan olan uykuya sığınıyoruz..
Bu yüzden belki de geceler karanlık ve saklayan gibi görünse de tüm ruhani gerçekleri aydınlatıyor.. Güneşin tüm detayları yaşattığı, akşamın tüm yaşanan detayları sorgulattığı..
Dikat edin; geceden kaçanlar; kendilerinden de kaçarlar, gerçekliklerden ve sorgulamaktan...
Çünkü sorguda garanticilik ölür, risk almak, cesaret ve akış başlar, kabulle...
Bu da kendini gerçekleştirmeği, değişimi getirir beraberinde..
Gece önce yalnızlığı kabul ettirir.. Çünkü uyurken; yalnızlığını örtersin...
Gündüzleri yalnızlığını geçiştirir, gecelerse kendinle yüzleştirir...
Gece gelir; koşturup, çalışıp parasını ödediğin evinde yalnız kalamazsın.. Ya birileri olur sürekli yada sadece uymaya gidersin o eve..
Ondandır ki; bana geceyi sevmeyen sanki kendini sevmez gibi gelir hep.. Oysaki gece geldiğin yeri hatırlatır.. Güneş o kadar ışıklı ki; gündüzken gökyüzüne bakmanı engeller.. Seni dünyaya bakmaya sevk eder.. Oysaki gece gökyüzüne baktırır; küçüklüğünü farket diye,nerden geldiğini..
Yani gündüzler seni büyütür, geceler seni küçültür.. Küçülmekle yüzleşebilirsen; hiçliğini kabullenir heplikte eksik kalmazsın.. İçi boş ego havuzlarında yüzmez, ego tramplenlerinde zıplamazsın..
Ayaklarının altından kaymaz hayat.. Hiçliği kabul için; geceleri tek başına sevmeyi bilmelisin..
Gece, senin öz gerçekliğini yansıtır. O karanlık aslında benliğin.. Kendi içinde derinlere yüzdükçe aydınlanıcak deydiğin her gerçekliğin..

2 Haziran 2015 Salı

"Peki Ya Sen?!"

Yaşamak istediğimiz,ihtiyacımız olan kadar,işimize geldiği kadar yaşıyoruz;hepimiz bu hayatı..
Nedensiz sorgular,zamansız zamanlarla dolu hisler; bahanelerimiz..
Hep bunlar; kendimizi gerçekleştiremeyişimiz...
Kendimize geç kaldıkça; hayatta bize geç kalıyor. Ayağa kalkıp yürümek,gözyaşı denizlerinde boğulmak gibi o an.. 
Kelimeler yetersizleşip, dokunan gözler azaldıkça; herkesin nedenleri sorgusuzlaşıp, bencillikte boğulup, mutsuzluk çukurunun boğukluğuna dönüşüyor..Ama kimse sana "Ya Sen?!" demez oluyor..
Bilirim..
Herkesin derdi kendine..
Peki ya bu hadsizlik nerden çıkageliyor da; senin alanını almaya çalışıyorlar?!
Ya seni merak eden azalıyor, yada kimse kimseyi merak edemiyor çünkü.......
Boşluk dolduramayacak kadar boşlukta süzülmeye çalışmaktayız..
Sende aradığı ne?
Sen ne?
Kendi ne?
An ne?
..........
Sadece senle birlikte kendini daha çabuk tüketmek istiyor..
Tükenmeyen gözyaşları; kirpiklerini külleştiriyor..
Şimdi süzül gözlerimden,ruhumdan...
Çünkü hayata izin verdiğimiz kadar izin alıyoruz..
Peki ya sen?!...

12 Ocak 2015 Pazartesi

".................."

Birileri senin için gerçekten değerli olsun,Farketmez kim olduğu.. Değer nedir bilmek için, değer alıp vermek gerekir. Karşılıklısı zordur.. Daha doğrusu başlaması kolay olur da; dengesi zordur.
Değer önemlidir bilmeden gitme..
Önce sen değerli olduğunu bil ki; sonra etrafla da paylaş tüm farkettiğin değerleri..
Anlaşılabilir, anlaşabilir olsun..
Sevgi, aşk; su gibi olsun..
Birlikte artıp akabilen olsun..
Aşk olsun, aşk..
Çünkü aşk olursa;
Ömürboyu sonsuzluk olursun..
Ve aşk olursa;
Sadece bedendeki kan olmasın, ruh olsun, bedenle uyum bulmuş olsun.. Bu uyum ışıkla dolsun, etrafını da aydınlatsın.. 
Parlar bütün farkındalıkların; sadece aşkla.. 
İşte bu sebebtendir ki; korkmuş insan hep aşktan,farkındalıktan..
Çünkü seversen kıyamazsın,
Farkedersen unutamazsın .. !

AŞKIN KİMDE OLDUĞUNA BAK!

Yapayalnız, salondaki kanepede televizyon ışığında kendine acıyarak; uyumaya çalışsan da...
Unutma..
Yanlış bir aşk teselli etmeyecekti seni..
Sana kimin aşık olduğu çok önemlidir..Kimi hayatı zindan eder, kimi de seni sanat eserine dönüştürür.. Bir şarkı olur dudaklardan dökülürsün, bazen bir  tonun; resim olur, görmenin ta kendisi olursun, bazende bir söz olursun uğruna filmler döner,kitaplar yazılır; sayfalarca aşkı sorgulatan..
Oyüzden önemlidir aşkın kimde olduğu.. Zindan edip ziyan da edebilirsin, çiçek açıp baharda kokabilirsin, şahane bir ritimle..
Oyüzden sen, sen ol; yanlış aşktır seni aşktan soğutan..Sen aşkın kimde olduğuna bak anlamını aramaktan çok.. 
Gözyaşı olan yerde sevgi yoktur.. Sevgi yoksa bırak git aşk yoktur. Gardiyanlardan, aşk bekçisi olmaz anca onlardan; hücre mahkumu olur bir  sürü leşten yatan..
Bak zaman çok hızlı geçiyor sen aşkın anlamını kaçırıp geçiştirmeden aşkın kimde olduğuna bak; sende nerde durduğunu anla.. 
Seni sevgiden uzaklaştırandan uzaklaş.. Yoksa hayat geçmez bunca aşksız aşıklarla...

10 Ocak 2015 Cumartesi

BUDDHA DER Kİ :

Buddha der ki;
Sadece farkında olduğun anlarda canlısın. Yaşamla ölüm arasındaki ayırım; farkındalıktır. Sadece nefes aldığın için canlı sayılmazsın, yada sadece kalbin attığı için değil..
Sen bilinçsin, sen sonsuz sevgisin, sen farkındalığın ta kendisisin.. Bu yüzden Buddha; hayat amaçtır ve onu elde etmenin yolu da; Farkındalıktır der.!
Uykuda olduğun için mutsuzsun, uykuda olduğun için yapmak istemediklerini zorla yapıyorsun..! Doğru olmadığını bildiğin şeyleri, seni mutsuz eden herşeyi bu yüzden yapmaya devam ediyorsun ve sürekli göz yaşı döküyorsun..!

.....UYANIK UYUR GEZERLERE UYANDIRMA SEANSI....

 Etrafımızda olup bitenlere kesin bir dikkatsizlik göstererek,yaşayıp gidiyoruz.Yapmakta olduğumuz şeyleri yapmakta o kadar yetkinleştik ki;onları yapmak için hiçbir farkındalığa ihtiyaç duymuyor gibi takılıyoruz bu hayatta..
Mekanik,otomatik hale geldi tüm bu hayat üzerinde yaptıklarımız.. Önce okumayı istemeyerek okuyoruz,okumak istemediklerimizle ..Sonra yapmayı istemediğimiz işlerle devamediyoruz..Hissiz sexlerimiz,pahallı ama tadsız keyifsiz yemeklerimiz..Daha sonra da; sanki bize ait olmayan,mutsuz  bir aileyi inşa edip, sağlammışcasına  içindeki tüm sızıntılarla yaşamaya çalışıyoruz.Onca gerçeklikten kaçmak için; yama yapa yapa..
Adımıza insan diyor;hayatsal bahaneler üretip kaçıyoruz..
Okadar mekanikleştik ki; yaptığımız ibadetleri zamanlara sıkıştırıyor, hesaplarını tutup, kalbimizi dışarda bırakıyoruz geceleri ellerimizi açtığımız dualarda ..
Birlikten gün geçtikçe uzaklaşıyor, aşkı unutuyoruz.. Allah'a inandığımızı söylüyor; ama hala hesap tutup,el kol yapıyoruz kaderlere..
Sonsuz sevgiyi hiçe sayıp, önce bizden güçsüz herşeyi yokedip, sonra dişe diş gelebildiklerimizi yok etmeye çalışıyoruz..
Sonra bitanesini durduruyoruz, bir soru soruyoruz; bilmiyorum diyor..Ya da sistemin ezberlettiği gene kalbine inememiş bir cevap yapıştırıyor.
Hop yeni pencereyi açıyor.Eskisi gözünün önüne bile gelmiyor. Yani sıyrılması da kolay oluyor. Bunlara "uyur gezer" diyoruz aramızda..Herşeyleri gözleri açık yapabiliyorlar; sex, yemek yemek, içmek, iş, güç hatta çocuk bile...
Sonra soruyorsunuz; bir ton rüya anlatıyor karşınızda..
Sonra yanına bir kaç şahit ekliyor; hem sana anlatırken hem de kendine.. Bak diyor; uyumuyordum, gözüm açıktı ve o beni gördü.Fakat naptı, neden yaptı bilmiyor..
Sürekli onay bekliyor böylesi..
Anlarına dönmek için; insanlara yada eşyalara ihtiyaçları var böylelerinin.. Fotoğrafa, sese...
Çünkü hatırlamıyorlar hatıralarını,neyi neden yaptıklarını...
Onların hatıraları için hep birşeylere,birilerine ihtiyaçları var...
Hatırlamak için..
Çünkü onların hisleri yok, çünkü onların gözleri açık olsa da ruhları bendenlerinin içinde uyuyor, çünkü onların hayalleri yok, çünkü onların üçüncü gözleri kapalı....

...SESSİZLİKtE UYANANLARIN HARİtASI...

Sessizlik kişinin uyandığı yerdir ve gürültülü zihin ise; kişinin uyuya kaldığı yerdir.Eğer zihinin konuşmaya devam ediyorsa bil ki; uyuyorsun ve zihnin rüyasından, evrendeki en büyük gerçekliği kaybediyorsun.. Üzgünüm ama çalan çan seslerini duymuyorsan,uykun daha derinleşecek ve sen bütün ömrünü; seni yaratanı, seni, senle olanları ve senle olmaması gerekenleri tanımadan geçirip,gideceksin... 
 Ben "vazgeçme" kelimesine çok katılmıyorum.. Daha doğrusu hayatımda kullanmamaya dikkat ediyorum. Ben mutluluk içinde bir hayatın,aşkın,güvenin,dengenin,meditasyonun, dünyanın tüm güzellilerinin,varoluşun sonsuz mutluluğunun tadını çıkartmak istiyorum. Sen de herşeyin tadını çıkart. Dünyevi olanı kutsala dönüştür.Bu kıyıyı gökyüzüyle birleştir.Yeryüzünü cennete dönüştür.Gökyüzüne gitmeyi bekleme.! Ayaklarının altına bak! Cennet tamda ordan başlıyor,göğe kadar uzanıyor.. 
 Bunları farkettiğinde; bir nevi vazgeçiş başlıyor.Ama bu zaten olur,bunu sen yapmazsın.Aptalıktan vazgeçmeye başlarsın..Aptallığından..Pislikten,yaptığın pisliklerden... Belki de senin için gelişmenin imkansız olduğu yollardan,kişilerden geçersin..Anlamsız ilişkilerden vazgeçmeye başlarsın..Varlığını doyurmayan işlerden vazgeçersin..Başlarsın ama vazgeçmeye değil,kendin olmaya başlarsın..Bil ki; vazgeçmeye başladığını sandıkların; farkındalığın, ruhunun büyük bir uykudan uyanıp,seni senden yapmanı sağlayacaktır.. 
 Eğer elinde elmas olduğunu düşündüğün taşların varsa ve onları taşıyorsan; sana onlardan vazgeç demiyeceğim,diyemem de..Sadece dikkatlice tekrar bak derim.Bazıları elinden düşücektir..Üzülme, Çünkü elmas olanları düşürmedin..Hala onları taşımak istersen; büyük bir gayret sarfetmen gerekicek..İnatla hala onları taşımak istersen; senden büyük bir irade isteyeceklerdir..Fakat bu sefer onların değersiz olduğunu gördüğünde,anlamsız olduğunu anladığında; onları daha fazla taşımayacaksın..Ve bunca zamandır ağırlığını taşıdığını sandığın hayatı;kucağına topladığın çakıl taşları ağırlaştırmış olduğunu anlayacaksın..Sonra durup soluklanacaksın..Belki biraz susup sonra bağıracaksın..Ama bil ki; bildiklerin hafiflettirecek seni..Sonunda çakıl taşlarını tanıyacak ve taşımak istemediklerini taşımayacaksın.. 
 Ve bir kez elin boş kaldığında; gerçek hazineni aramaya başlayacaksın.Ve gerçek hazineler, gelicekte değildir.Gerçek hazineler; şimdidir, burdadırlar.Tamda şuanda.. Şuan olmayı öğrenmeye başlamak;şimdilerin keyfini çıkartmak; seni ruhuna,özüne,kalbine götüren yoldaki en büyük haritan,ışığın ve şevkin olacaktır....

8 Temmuz 2013 Pazartesi

You don't have a soul. You Are a Soul. You have a body.

The problem is not the problem. The problem is a person's attitude toward the problem. If you risk nothing, you gain nothing. Someone will always be prettier. Someone will always be smarter. Someone will always be younger. But they will never be YOU. The truth was a miror in the hands of God. It fell and broke into pieces. Everybody took the piece of it and they looked at it and thought they had the truth. Find the sweetness in your heart. That you may find the sweetness in every heart. Your hearts is the size of an ocean. Go find urself in its hidden depths. Love calls- everywhere and always. Submit to love without thinking!! We just have here and now!! No past,no future. Future will come,past;we already passed.so we just have now!feel your everything now and every nows..!! Then lets start to play.. Games,cards,costumes,masks, subjects? No thanx babe, play with yourself. Should be transparent.now could u play like that? You should try to do it... Just be yourself.. Dont be afraid, its only love.. You dont have to earn any happiness or love or success.. You already have all of them. You've just forgot to feel what you have.. Now start to enyoj with yourself then find your partner.. You'll feel that person which is you'll have.. You can be everything in life but the important thing is to be a good person...

29 Haziran 2013 Cumartesi

RAKI MASASINDA BALIĞA KİMLİK SORAN..

Duygu yoksa
Duymakta yok !
Yaşam çizgimiz ,
Peki ozaman biz kimiz?
Kalpsizseniz,
Siz hemen gidiniz..
İzinsiz gibisiniz..
Soğuk ve
bir çizgide yokluktan ibarettiniz.
Kaybolmuş tüm yalnızlar; yalnızlıklarına ağlarlar..
Dönüpte aynaya
Neden hiç bakmazlar?
Galiba kendilerinden korkarlar..
Kortukça kaybolanlar,
Kaybolduklarına yanarlar..
Rakıya sorar, yanındaki balıkla;
Hatırlarmısınız beni?
Ben bilemiyorum kendimi..
Nasıl bilirdiniz beni?
Balık sana soruyorum;
Kütük nerdeydi benim?
Pardon siz kimdiniz ki?
Hatırlamak pek mümkün değil.
Birileri vardı yanımda,
Bilirlerdi beni..
Şimdi nerdeler bilinmez onlar?
Yalnızlık belirdi..

4 Nisan 2013 Perşembe

Pastorize Edilmiştir..

Önce yaz geldi. Sonra bitti. Sonra son bahar oldu grilik geldi;her renkten birazcık.. Sonra beyazlık yağar; ilham dolar sokaklar..Sonra bahar olur fonda renkler açar hafif müziğiyle..
Hepsinin arasındaki geçişte bi sessizlik olur, bi dolunday gelir; dolar taşar içler. sonra yeni ay olur, gün doğar biter bütün telaşlar..
Bazen bavullar çıkar ,sonra dolar taşar..Belki arada temizlenir, silinir ama ara ara rafa konur bütün yaşanmış tatiller , geziler..
Biri çıkar sorar "nasıl geçti?" diye..
Bi durur düşünürsün nasıldı diye?
İlk hisettiğindir hep bi nebze, son olan.
Hatırlanandır sana kalan.
Hatırlandığında hisediyorsan; o andır sende olan.
Zamandır akan ,belki beline hep bi yerlerde bağ olan.
Ama kemeri sen taktın,çıkart şu; zaman tasmanı boynundan..
Kifayetsiz olan kelimeler değil aslında!cibiliyetsizliğe aşkla sarılan; bu insanlar..!
Kelimeler ölmüş, hisler kül olmuş; gece yakılmış; hissiz sex sonrası sigaralarına.. Üstüne eklenmiş pişmanlık.sabah külleri ;yanında bir kahveyle..
Kar yağmış şimdilerde buralara..
Temizlik başlamış, bahar öncesi sessiz geçmiş yağmurlarla..
Söylenmemiş onca söz geride kalmış kime ne?
Yalnızlık,ölüm başlangıçtır unutma!
keşiftir,deneyimdir ,farkındalıktır unutma..Erdemle yapıldığında; hepsi ödüldür en son noktada.
Renkleri üstüne döktüm, şimdi boyalandın unutma..
Sana döktüklerimi arada gelip tuvalime sürdüm,renk kattın; bana, yaptıklarıma.
Sende harmanladım ben boyalarımı, böyle yazdım ben hep kağıtlara.
Seni de sonsuzlaştırdım ben hep yaptıklarımda.
Ne başladı nede bitti..
Gerçek sevgi zaten neden bitsin ki?
Küçük dünyanın insanlarından olma. Nefesinde şükür, sözünde hissin olsun ,dürüstlükte cesaret bulsun.
Gerçeklik kendini sende bulsun.
Hesaplar sonu mutsuzluksa; ne alışılır ki, o yapılamammış hesaplaşmalardan?
Şimdi söyle bana ey güzel ruh, tatlı olan insan;
kimdir senin öz kimliğini senden alan?
boynuna zaman tasmasını takıp yanına hırslar koyan?
kimdir seni senden çalan, üstüne tüy dikip, damdan atan?
yüzünü saklatıp maskelerle kendini sana unutturan?
dön bi bak şu haline?
etrafındaki aynalarına bak, hepsi sensin?
mutlulukla bakarsan mutluluk görsün karşında.
ayna karar vermez unutma. !
baktığında beğenip beğenmeyen hep sendin yine sensin, farkında ol artık buna!
kaçıp giden zaman değil bir tek sensin bu hayatta..
sen sende olmazsan kaçar gider bütün hayatlar sana..
sen sende güzelsin be anlasana..
oldurtmaya çalışma, olduğun ol hep bu hayatta..
sadece şimdi ve burası var.
geçmiş ve gelecek yok! geçmişi geçtik,geleceğe gelemedik.ozaman şimdisin; sen, ben, biz, onlar, şunlar; bu hayatta..
sen senle olmayı kutlasana, gerisi gidicek içindekiler dışında. hisettiklerin güzel olsun mutluluk doldursun içini hep bu hayatta!!!

18 Mart 2013 Pazartesi

Uzaklara..

çok uzaktaki bi dosta..
mezeli, rakılı, sofrada...
çok uzaklara şerefe...
geçmişimize.. yaşadıklarımıza..
anılar.. anılar..
geçiyomuş zaman..
unutmuyo ama insan..
hepsi herşey gitsede, bitti artık dense de olmuyo ki.
yaşanan her renk, duyulmuş onca sesle, atılmış kahkahalar..
ah ne çok aglamıştık ta..
ama en çok sen gidiyorum diyemez
ve giderken aglatmıştın..
evet şimdi gözyaşlarımdan çok,
senle öğrendiklerim var ama insan, günü gelince gene aglıyo.
ve unutmuyo.
ama hep güzellikler hatırlıyo..
bana da bi gel dedin sanki derinden yakınlarda.
sonra gelme kal orda dedin.
gene ara verdik görüşmelerimize..
ben şimdi buralara ikamet ediyorum..
sense heryere..
kanatlarından çıkan ışık sardı her bi yanımı ..
büyüttü içime düşen, tarifi olmayan o kocaman acıyı.
olmadı be yerinesi.
olmazmış olamazmış ta..
geriye neler kalmış neler..
özleme girmiyorum bile..
çok tutugum, arada çok doldugundan; kendini bırakmış gözyaşlarına, bıraktı kendini zaman.
güç aldım hep bizden çok uzaklara gitmiş gibi olan varlığından..
ışık bu ya, bize de yaktın bi mum
parlamak için güç bulduyorsun ya bize bu halinle bile.
özlüyorum be dost ..
bi ses duymak istio insan.
bi sarılmak, koklayıp öpmek.
sonra bakıp gene gülümsüyorum.
hayat böle ya .
gitmedigini hisetmekte sıcak.
acı veren o şey kadar sıcak.
Ve gerçek..
neki?
sen misin ben miyim şimdi?
etle kemikle nefesle mi
gerçek sanıomuşuz kendimizi.
söle bana ilham perilerimin en büyülüsü..
yanıma kondugunda, ben kendi gerçekleğimden seninkine akıorum.
hisettikçe içtenliğini gene gözyaşlarımla gülümsüyorum.
fotograflarda kalmadık sadece.
zihnimde kayıtlı olanlar bi sonraki hayatta da yeter bize.
yeterki gene gel hayatıma.
bu sefer uzun kalalım ..
yarım bırakmış olmayalım.
kalana çok kokuyo biliyomusun.
kalanlara başka bi acı basıomuş..
hiç gitmeyeninden.
seni seven herkese kendimle bolca o güzel ışıgından diliyorum.
unutmadım kuzum seni.
unutamamda.
sende unutma bu ruhu hep hatırla.
tüm yaşattıkların için sonsuz teşekür ve şükürlerimi yolluorum canım dostum sana.
kadehler doldu taştı
içimden içine kopanlar koptu.
meğer dogdugumuzda ölüp, öldüğümüzde; doğuyomuşuz.
ozaman sende mutluysan oralarda doğum gününe içiyorum.
Çünkü ölümün öle olmadığını biliyorum..

--
Melis Binay

3 Aralık 2012 Pazartesi

Hesap lutfen!

Bi yeni kayıt açılsın diye başlamak kadar kolay aslında.. (dışardan) peki ya içerden?off saçlarımı hiçte istedigim gibi kesmedi nası uzicaklarsa aynı aslında..saç senin kökü sende. sevgi senin ve içimizde..zamana bırakınca bütün kötü kesilmiş saçlar uzuyor.sonra gene manasızca; kendimizi bilmez ve kendinden, makasından emin olamayan kuaförlere bi güzel bırakırız kendimizi.adeta bir kobay olma edasında. belkide ilk kez dener sizin kadar kesen de.. lakin gene olmaz gene buhranla kalkılır masadan, kasaya gidilir bide üstüne hesap ödenir hemen zaman geçmesi beklenir. önce bi kaç gün sıksık yıkanıp üzerinde oynanır mutsuz olunup iki küfür patlar içlerden kesene.sonra zamanla saçlar uzar, gözler alışır etraftan iltifatlar başlar.kendine bi güven yerine gelir.işte aslında bi yeni kayıt açmaktır,yalnızlıga alışıp yeni sevgiliye hazırlamaktır kendini. kalpler biz izin verdikçe kırılır. dengeler bozulunca suratlar asılır. kendinden de mutsuzluk etkenince, çığlık dolu kelimeler kalır boğazlarda. bi gün gelir çatlak bi ses çıkar birinden diğeri kalkar gider o koltuktan..kalan mı düşünür hep bilimez.ama içlerdeki ses, sen oldukça; buhranli kalpler kalmaz; karşındaki gelip gidenlere. kırgınlıkla kızgınlıklar; birlikte misafir olmazlar bize. netsek çözümlenir. net olmaktan kaçtığımızdan beridir ki; korkular atırtmış, sesizlik dolu çığlıklar sıkılmış oda spreyi niyetine. kötü kokuları örtmedikçe bütün kutuyu boşaltır olmuş insanlar..kendilerine olan kırgınlıklarını başlarına yükleyip, korkularını öfkeleriyle şekerlemişler.ya ne komik herkes hep aynı sevgisizlik ve güvensizlikten yakınıp gene aynı mutsuzlukta. Cunku kendileridir kactiklari,aynalaridir yasadiklari..bosversene yenilikler guzeldir yenidir.yeniden dogus gibidir.gidenlerle birlikte sende kendinden gidersen gercekten kimsesizlige terkedilmis bi beden olarak dolanir durursun. Mutsuzluk cukurlari diyarinda cennetini yasarsin.basarizliklar ve mutsuzluklar bavulunu tasir durursun.bide gun gectikce agarlasir biliyomusun. Yorulur durursun..
Manyakmisin yahu?
Ne tasican sana agarlik yapan insanlari olaylari basarisizliklari konusmalari ve sevismeleri..inan bana hayatta senin olan hic bisey sana agarlik yapmaz, seni uzmez ve yormaz.cunku senindir ve gelir gidiosa bosuna aglama ya cok daha iyi bi yeni seni bekliodur yada bosuna uzulucek seyler yasama yasatma diyedir. Nefes aldikce hayat var ve hayat oldukca mutluluk hep var. Sen bu degeri kendinden alip bi baskasina verirsen bunun adi fedakarlik diildir aptalliktir. Bi baska icin nefes alamazsin ozaman butun oluleri uyandirirdik yada olmez onlari da yasatirdik. Kendini oldurmek bi baskasina odul diildir kendi fisini cekmektir. Ve bunca guzelligin arasinda bunu sen ben gibi herhangi bi olumlu icin yapmak hayatta birinin kendine yapabilicegi en buyuk zulum ve cezadir daha da onemlisi salakliktir.kalk kendin icin biseyler yap ve kendin ol..

Birileri Hep Kayıyo,Hep Ölüyo Yanıbaşımızda !!!!

yanı başlarımızda sürekli bir dramlar kopuyo ama biz takılalım içelim kaldığımız yerden devam edelim.. hep bi geçiştirelim gün gelir kendimize sıra gelir geçiştirmelerde. ozaman birileri kurtarmalıdır bizi. yoksa kimse? ... aslında var gibi görünüp hep yoksak? hep yanı başlarımızda çığlıklar atılırken , yüzlerde maskaeler ,ellerde içkilerle... hep daha iyi olma kafası bizim önümüze geçerse? nolur? hep kaybolan hikayeler , sönen, söndürülen yıldızlar , kayıp gençler, başlamadan biten hayatlar ,hikayeler yazılmaya çalışılır. yazmayan kalemler karanlanmış sayfalar kalır geride. nolucakki seni beni bağlamıyo dimi?hanginiz gerçekten yanınızdaki sevdiklerine baktınız? onları gerçekten dinlemek istediniz.? çoğu zaman aynı evi,aynı içkiyi, aynı yatagı, aynı anı paylaştınızda bi durup sormadınız en içten nasılsın neyin var diye?gerçekten merak ettiniz mi nası oldugunu? gerçekten baktınız mı?çünkü bence gerçekten baksaydınız görürdünüz?acaba görseydiniz gerçekten bişey yapıp silkelermiydiniz? uğraşırmıydınız?inatlaşsa bi yol gösterip güvende hisetmesini sağlarmıydınız?üzgünüm siz hiç bi bok yapamadınız..yanlarınızdan , koyunlarınızdan hayatlar akıo , nefesler tükenio, çığlıklar atılıo siz; görmüyo, duymuyo , ilgilenmiyo ve en önemlisi umursamıyorsunuz!!başınıza gelmedikçe hiç o pasa çıkmicaksınız çok belli!!ozaman siz dostlar; sahneye çıkmayın , şarkılar sölemeyin, oyunlar oynamayın, diziler, filmler, fotograf çekimleri,sergi açılışlarına gitmeyin, olmasın bunlar.!!yakışmıyo okuduklarınıza, çizdiklerinize , söylediklerinize , yaptıklarınıza.. bi kaç gömlek fazla duruyo. çünkü siz sanatçılar ve dostları; bir sürü yıldızlar kayıyo beyoglu ve civarında, dostlarınız kayboluyo.. siz daha yanı başınızdakilerden başlayamazsanız; olmamış bi halka asla ma^l olamazsınız.! olmayınız da .. olmuş gibi görünsenizde olmayın! insan olamamışken...kendini kendinden kaçıran, bagımlılıklar. bi manasız ucuz jargonlar. bi aptalca kıyafettir, üsttür, baştır, başarıdır , paradır, içkidir ,uyuşturucudur derken.. nooldu var olunuyodu onlarla hani? insan olamadıktan sonra dergilerde röportajlar, falanda filanlar , şanlar şöhretler; senin, yalanlar ve dolanlar onların olsun .. öyle mi oluyo? şimdi siz oldunuz, yanıbaşınızdaki ölü ruhlara ne besinde bulundunuz? sanatçı dediğin duyarlı farkındadır? evet evet öyle olmalıdır tabiki.peki daha toplum sorununa inemeden etraflarındaki kişilere olanları , dostlarına olanları göremeyenler sizler şimdi oldunuz mu? "olmak yada olmamak işte bütün mesele bu !!!".........

1 Ekim 2012 Pazartesi

ŞİMDİSİN!

HEP Bİ SESSİZLİK SARAR İÇLERİ, DURAN SENDİN SANIRSIN, HAYAT SANKİ AKIYOMUŞ GİBİ.. SAKİNLİK GEREKİR,SESSİZLİK GİBİ..DENGE ŞATTIR BÜTÜN DURMAYAN DALGALARIN DİNDİĞİ AN GİBİ..ŞİMDİSİN VE BURDASIN.ASLINDA BURASI TAMDA SENSİN.GEÇMİŞ KALMADI YENİ BİTTİ..GELİCEKTE GELMEDİ, DAHA PİYASAYA SÜRÜLMEDİ.ŞİMDİ VAR.BURASI..NABER , NASILSIN?DÜŞÜNME BOŞVER NASI HİSEDİYOSUN?LAFIN GELİŞİ OLMASIN.HİSSİN GELİŞİNDE OLSUN.KENDİN OLSUN.SENİN İÇİNDEN OLSUN..ŞİMDİSİN.HEP ŞİMDİLERİNDE MUTLULUK OLSUN.MUTLU BAK Kİ GÖR.GÖR DE MUTLU OL.SUSMA ARADA BİR SENDE SOR.AYNA SÖLEMEZ, SEN HEP DERDİN; SENDEN GÜZELİ YOKTU BU DÜNYADA!KİM DEDİ SANA ÇİRKİNSİN DİYE DE ONLARA BENZEMEK İSTEDİN?KİMSE KİM ONLAR..SENSİN İŞTE O AYNADAKİ VE GÜZELSİN VE SENSİN!!KİMSE OLMA SEN OL YETER; BANA, ONA , HERKESE.. ÇÜNKÜ HEP SEN OLUNCA GÜZELSİN HATIRLASANA!(=

1 Haziran 2011 Çarşamba

life is life oyununun iç yüzü.

Yazdım çizdim ben seni yendim oyunu.

Kazanma kaybetme davası değildir hayat, yada ölene dek süren bir savaş. Yada hayat boyu arayıp, sonunda buldugumuz; yalnızlık ve ölüm değildir. Ölümde yalnızlıkta başlangıçtır.Öğretidir.Andır.Bu varolan gerçekler; zamanla oluşmuş korkular olarak içlerde büyürken, bir sürü ormanı yakarken , üzerine alkol dökülürken, bu gerçeklere boğulmak ne anlamsız bi zaman kaybı. Halbuki; oyun bundan ibaret değilken.

Asıl oyun ondan keyiflenirken, oynanıyor siz onu kaçırıp duruyosunuz dostlar. Aldım verdim ben seni yendim değil ki; hayat. Yada zamansızlıklarla dolu bi çuvala atılmadınız ki.. kurgunuzda güvendesiniz. Korkularınızla kaybolan.. Hiçlikle heplik arasında o ince nüansı kaçırırken; vazgeçilmiş eylemlerle dolu hayatlara aktiviteler eklerken siz olmaktan koşarak kaçar oldugunuzu görmekteyim. Adınıza üzülmekte, gölgelerinizle bile huzursuzlanıp, somurturken korkularınız ,kalkanlarınız sandıklarınızı ; yemişte bitirmiş bile sizi akşam yemeginde.Hemde bir pizza gibi.

Şuurunu kaybetmiş ruhlar, homurdanan bedenlerle dolup taşıyor bugünkü sokaklar.. Kimsesizliklerine mi kadeh kaldırıyorlar bilinmez ama belirsizliklerine rakamlarla mutluluk arar oldukları kesin..Bağarışları, çığlıkları sonsuzlukta bi yük gibi adeta.. mutsuzluklarının nedenlerini başkalarında arayanlar; kendilerine bakmayı kaçırdıkça hatıraları ; anı , an olmaktan çıkıp mutsuzluk seçimleri olmaktan öteye geçemez.

Rahatlamaktan bu denli kaçmak ta nerden çıktı ki? Nereye gidiyorsunuz biz kafası, ruhu rahatlar atladık olsa gerek siz koşarken biz keyif yapıyoruz da. Bakın oyun oynarken keyif almıyorsanız neden oynuyorsunuz? Oyunu oynuyorsak lütfen keyif alalım. çünkü kaybetmeden kazanmanın keyfini çıkartamayız. Kaldı ki; bişey kaybettiğimizde yok , hayattayız. Ve hala içimizde yüce bir Tanrısal sevgi varken, keyifin sonsuzlugu da kaçınılmaz oluyor. Unutulan benlikleri hatırlatma programına dahil olmak isteyenleri; kendilerini anlamsızca sakin olmadan, ordan oraya atıklarını görüyorum. Bigün içki şişesinde, öbürgün; bir yatakta veya insanda, başka bir gün; bir işte ve hırsta ,başka bir gün; ego savaşında ,çepede falanlar filanlar işte. Uzatılıcak ta bişey yok. biliyosunuz içinde yaşıyoruz bu şehirlerde. Ama peki sen kimsin arkadaşım. Sen ve ruhun nelerden hoşlanır naparsınız tam anlamıyla kendiniz için?

Yada bu şavaşı boşverelim gel kutlamaya çevirelim bir ömür bu hayatı? Yaptıklarımızın hepsinin bir araç oldugunu, görevlerimizi gerine getirmek; öğretmek ve öğrenmek için; daha doğrusu hepbirlikte ilerleyebilmek için birer paylaşım aracı olduğunu sölesem. Bunlarla böbürlenmeni gerektiricek şeylerin; bu görevi yerine getirelmekteki haz dışındasının saçma oldugunu söylesem.. yani çok manasız desem ve hepimiz inanki eşitiz, aynı genden geliyoruz desem? Şimdi eline bir farkındalık mumu da sen alır , bir güzel dilekle yakarmısın ?

Tamam koşup duruyosun ya nereye hani? Hangi yöne bide sonunda ne var sölesene? Yada parkurun sonuna kadar tamamlayacağının sana kim garantisini verdi? biz bu hayatı alırken bize garanti belgesini vermeyi unutmuşlar da, sizinki nerden gelmiş ben ona meraklanmaktayım.

Hadi tamam biri vermiş sana bu garanti belgesini de o sonsuzlukta bütün amacın,olayın ; dünyevi mükemmellik listesine tik atmak mı ?

yani;

çok iyi egitim: tik

iyi bir kariyer: tik

bol para : tik

senin kadar iyi bir eş : tik

lüks bir hayat : tik

iyi bir aile kurmak ve yine sizin kadar bu profile uygun çocuklar : tik

ve...

ölüm.... : tik



bitti..

üzgünüz bu kadar. Onca çalışma paralar,pullar,evler,arabalar,şirketler,mezuniyet belgeleri, hırslar, kavgalar,savaşlar..burda kalıyor ve sizi firstclass bir uçuşla bir üst boyuta alıyoruz. Siz de uçarken, o geride atığınız bütün tiklere bakarak yükseliyorsunuz yavaşça. Ve birde bakıyorsunuz ki ; bütün o tik le dolu çuval, bütün o hazlar burda kalmış. Sonra üzerinize bakıyorsunuz , oda ne? Ne cinsiyet kalmış, nede kıyafet. Bır ışık olunmuş , bambaşka bir ışığa dogru bir yoluculuk..

Peki şimdi sen o ışığa ne katmışın?

Aaaa

Hiç bişey mi?

Tabiki ölmek istemezsin, bende istemezdim. Onca zaman; ver savaşları ,unut içindekini ; sonra da gitmek .. hemde o unuttugun içinle..bencede olmaz ama oyun zaten o değil ki.

O olsa bu kadar saçma,sıkıcı ve kuralsız bir oyuna bir ömür nasıl sıkıştırılırdı ki?

Olmazdı. bunca şeyi yaratıp , kuran sistem ; iş bize gelince bizim oyunun kurallarını unuttu mu? Yada atladı mı? Güneşi , evreni ,doğayı,dünyayı,karıncayı,seni ,beni,kalbinin atışını , beynini düşündü de bunu mu unuttu?

Yoksa sana mı unutturarak seni bu oyuna dahil etti?

Bide oyunun içine unutmana daha da yardımcı olucak birsürü oyuncak mı koydu.?

Yani zaman ilerledikçe oyun ilerledikçe sürekli level ı baştan almak yerine aslında ilerle dedi. De biz naptık ki şimdi böyle oldu?

Yani aslında özünde kendini yani oyundaki karakterini ; güçlerini,görevini,amacını,keyifini,tadını,rengini bilmelisinki oyuna başla ..

Bu ilk level ın şartları.

İkincisinde bunları tanıyıp , sevmeli oyuna bunlara hakim gitmeli ki ; gelicek olan bazı sınavlarda ; hızlıca keyifle ilerleyelim.. durup geriye bakmaya gerek kalmadan yada level ı başa sarmadan.

Sonraki level seçimlerle ilerleyen dogru kararlar verme partı.. aman tanrım nasıl olucak bu dogru saptama olay?ı.. ne kadar komplike görünsede çok kolay ; akmak, ilerlemek .. ilerlerken de; o andan, her anından keyif almak oyunun.. gülümsemek. içten ama en içimizden ..

Ahh yaaa canım sen o canavarlardan korkuyormusun?

Yahu onlar şu soludaki buttonla yani kalbinle; yok edebildiğin çok basit bişey.. tabiki o solundaki şey sadece kalbin olmakla kalmıyor içerisinde ; vicdanını,inancını,tanrısallıgını,sevgini,dengeni,gerçekliğini,niyeti ve en büyük terazini barındırıyor.

Yani bunu farketmen bu anlamları iyi bilmen gerekir ki ; karakterine daha bi hakim ol. Şimdi bu sölediklerim çok basit aslında . bu kalbin, bunlar içindekilerin bunun gücüyle; temizliğiyle, inancıyla,rahatlıgı ve dengesiyle aslında yeniyosun. fakat bunun dengesini bozabilicek, unutmanı sağlayan bazı partları da yok değil bu oyunun .

Şimdi en önemli durumlar;

Sakinlik , cesaret, sevgi,saygı,güven ve farkındalık

“Korkusuz ol ama dikatli ol” levhalarını sürekli yakmalısın. Korkular; düşmanlar bu oyunda. Çünkü onlardan korktukça daha da güçleniyolar ve sana saldırmaya başlıyorlar.içlerine alıyorlar ,sana yaşatıyorlar kendilerini.

Ardından hop bakıyoruz;

Saçma ön yargılar ,gereksiz yargılamalar,saygısızlıklar ve müdahaleler.. bunlar da; egoyla birleşip, başka bir düşmanlardır ki ; hiç sorma baya bu oyundaki en büyük düşmanlardan biridir korkudan sonra. Bunlarda iki tane şey yapınca bi anda şişiolar, büyüyüp; seni sıkıştırıp, patlatıyorlar.

Ardından geçioruz; oyundaki cambazlara .. bunlarda aslında aynadırlar özlerinde; lakin bize cambaz gibi gelirler.çünkü orda bir gözlük vardır gözünde ;kendinden kaçtıgın evrelerde takılmış bir gözlük.. Suçu başkalarına atıosun o bölümde ama o atığın; pimini azıla kopartıp kafana ve kalbine yani ruha koydugun bir bombadır; anında patlicak olan. Aslında içinde ; zamanla bu saydıklarımı başamazsan ,içinde boşluklar olmaya başlıyo ve onların yerine, içine koydugun; doldurgaç bombalar oluyorlar. İşte yerine göre kendin pimi çekip, kendini oyunda patlatabiliyorsun.

Sırası geliyor bi rahatlıyorsun. Hıh tam rahatladım diyorsun arka arkaya canavarlar giriyor sahana. Teker teker ugraşıyorsun. Bi ter basıyor o an öf diosun işte o anda gözünü iki saniye ordan ayırırsan; ellerinde durursa; malesef tekrar gözünü oyuna çevirdiginde o levela ya baştan yada gene ortadan ama geriden başladıgını görücen. Öf yaa dicen.. dikatli oynadıysan sana oyunu tekrar ettiren yere kadar süper kolaylıkla ve hızla geçicen, gene sonra orası gelicek; kaybettiğin yer gelicek; daha dikatli olucan sakinlikle ve bütün dikatinle ve pozitifliğinle.. sonra.. bi müzik çalıcak ellerini tuşlardan çekicen hatta içeri gidip bir badak su koyup içicen oh dicen gülümsicen ve bir üst level için hazır oldugunda oyuna devam edicen ..

Sonra oynadıkça farkedicen ki;

Bu oyunun kuralı çok basit çünkü bütün oyun sende..

Çünkü bütün korkular, önyargılar,egolar,kinler nefretler gittikçe yerine; sevgi,denge,saygı,huzur ,güven ,birlik beraberlik, farkındalık,bolluk ekleniyor olucak ve sonrasında bu bahsettiğimiz canavarlar yada düşmanlar olmadan sonraki amacın; sadece gidip keyif yapmak oluyor. İstediklerini yapmak , sabretmek ve sevmek oluyor gerisi berisi kutlama anlıcağın ..

Buna yenenler diyoruz. Korkuyu,egoyu,kini,öfkeyi,önyargıları yenmişler diyoruz. İşte oyunumuzdaki kazanlar...

Bence hazırsan başlamalısın..

Yaşıyosun , oyundasın bence boşuna durma başlamalısın keyifle oyununa ..

İyi eğlenceler dilerim bol sevgiyle..