10 Ocak 2015 Cumartesi

BUDDHA DER Kİ :

Buddha der ki;
Sadece farkında olduğun anlarda canlısın. Yaşamla ölüm arasındaki ayırım; farkındalıktır. Sadece nefes aldığın için canlı sayılmazsın, yada sadece kalbin attığı için değil..
Sen bilinçsin, sen sonsuz sevgisin, sen farkındalığın ta kendisisin.. Bu yüzden Buddha; hayat amaçtır ve onu elde etmenin yolu da; Farkındalıktır der.!
Uykuda olduğun için mutsuzsun, uykuda olduğun için yapmak istemediklerini zorla yapıyorsun..! Doğru olmadığını bildiğin şeyleri, seni mutsuz eden herşeyi bu yüzden yapmaya devam ediyorsun ve sürekli göz yaşı döküyorsun..!

.....UYANIK UYUR GEZERLERE UYANDIRMA SEANSI....

 Etrafımızda olup bitenlere kesin bir dikkatsizlik göstererek,yaşayıp gidiyoruz.Yapmakta olduğumuz şeyleri yapmakta o kadar yetkinleştik ki;onları yapmak için hiçbir farkındalığa ihtiyaç duymuyor gibi takılıyoruz bu hayatta..
Mekanik,otomatik hale geldi tüm bu hayat üzerinde yaptıklarımız.. Önce okumayı istemeyerek okuyoruz,okumak istemediklerimizle ..Sonra yapmayı istemediğimiz işlerle devamediyoruz..Hissiz sexlerimiz,pahallı ama tadsız keyifsiz yemeklerimiz..Daha sonra da; sanki bize ait olmayan,mutsuz  bir aileyi inşa edip, sağlammışcasına  içindeki tüm sızıntılarla yaşamaya çalışıyoruz.Onca gerçeklikten kaçmak için; yama yapa yapa..
Adımıza insan diyor;hayatsal bahaneler üretip kaçıyoruz..
Okadar mekanikleştik ki; yaptığımız ibadetleri zamanlara sıkıştırıyor, hesaplarını tutup, kalbimizi dışarda bırakıyoruz geceleri ellerimizi açtığımız dualarda ..
Birlikten gün geçtikçe uzaklaşıyor, aşkı unutuyoruz.. Allah'a inandığımızı söylüyor; ama hala hesap tutup,el kol yapıyoruz kaderlere..
Sonsuz sevgiyi hiçe sayıp, önce bizden güçsüz herşeyi yokedip, sonra dişe diş gelebildiklerimizi yok etmeye çalışıyoruz..
Sonra bitanesini durduruyoruz, bir soru soruyoruz; bilmiyorum diyor..Ya da sistemin ezberlettiği gene kalbine inememiş bir cevap yapıştırıyor.
Hop yeni pencereyi açıyor.Eskisi gözünün önüne bile gelmiyor. Yani sıyrılması da kolay oluyor. Bunlara "uyur gezer" diyoruz aramızda..Herşeyleri gözleri açık yapabiliyorlar; sex, yemek yemek, içmek, iş, güç hatta çocuk bile...
Sonra soruyorsunuz; bir ton rüya anlatıyor karşınızda..
Sonra yanına bir kaç şahit ekliyor; hem sana anlatırken hem de kendine.. Bak diyor; uyumuyordum, gözüm açıktı ve o beni gördü.Fakat naptı, neden yaptı bilmiyor..
Sürekli onay bekliyor böylesi..
Anlarına dönmek için; insanlara yada eşyalara ihtiyaçları var böylelerinin.. Fotoğrafa, sese...
Çünkü hatırlamıyorlar hatıralarını,neyi neden yaptıklarını...
Onların hatıraları için hep birşeylere,birilerine ihtiyaçları var...
Hatırlamak için..
Çünkü onların hisleri yok, çünkü onların gözleri açık olsa da ruhları bendenlerinin içinde uyuyor, çünkü onların hayalleri yok, çünkü onların üçüncü gözleri kapalı....

...SESSİZLİKtE UYANANLARIN HARİtASI...

Sessizlik kişinin uyandığı yerdir ve gürültülü zihin ise; kişinin uyuya kaldığı yerdir.Eğer zihinin konuşmaya devam ediyorsa bil ki; uyuyorsun ve zihnin rüyasından, evrendeki en büyük gerçekliği kaybediyorsun.. Üzgünüm ama çalan çan seslerini duymuyorsan,uykun daha derinleşecek ve sen bütün ömrünü; seni yaratanı, seni, senle olanları ve senle olmaması gerekenleri tanımadan geçirip,gideceksin... 
 Ben "vazgeçme" kelimesine çok katılmıyorum.. Daha doğrusu hayatımda kullanmamaya dikkat ediyorum. Ben mutluluk içinde bir hayatın,aşkın,güvenin,dengenin,meditasyonun, dünyanın tüm güzellilerinin,varoluşun sonsuz mutluluğunun tadını çıkartmak istiyorum. Sen de herşeyin tadını çıkart. Dünyevi olanı kutsala dönüştür.Bu kıyıyı gökyüzüyle birleştir.Yeryüzünü cennete dönüştür.Gökyüzüne gitmeyi bekleme.! Ayaklarının altına bak! Cennet tamda ordan başlıyor,göğe kadar uzanıyor.. 
 Bunları farkettiğinde; bir nevi vazgeçiş başlıyor.Ama bu zaten olur,bunu sen yapmazsın.Aptalıktan vazgeçmeye başlarsın..Aptallığından..Pislikten,yaptığın pisliklerden... Belki de senin için gelişmenin imkansız olduğu yollardan,kişilerden geçersin..Anlamsız ilişkilerden vazgeçmeye başlarsın..Varlığını doyurmayan işlerden vazgeçersin..Başlarsın ama vazgeçmeye değil,kendin olmaya başlarsın..Bil ki; vazgeçmeye başladığını sandıkların; farkındalığın, ruhunun büyük bir uykudan uyanıp,seni senden yapmanı sağlayacaktır.. 
 Eğer elinde elmas olduğunu düşündüğün taşların varsa ve onları taşıyorsan; sana onlardan vazgeç demiyeceğim,diyemem de..Sadece dikkatlice tekrar bak derim.Bazıları elinden düşücektir..Üzülme, Çünkü elmas olanları düşürmedin..Hala onları taşımak istersen; büyük bir gayret sarfetmen gerekicek..İnatla hala onları taşımak istersen; senden büyük bir irade isteyeceklerdir..Fakat bu sefer onların değersiz olduğunu gördüğünde,anlamsız olduğunu anladığında; onları daha fazla taşımayacaksın..Ve bunca zamandır ağırlığını taşıdığını sandığın hayatı;kucağına topladığın çakıl taşları ağırlaştırmış olduğunu anlayacaksın..Sonra durup soluklanacaksın..Belki biraz susup sonra bağıracaksın..Ama bil ki; bildiklerin hafiflettirecek seni..Sonunda çakıl taşlarını tanıyacak ve taşımak istemediklerini taşımayacaksın.. 
 Ve bir kez elin boş kaldığında; gerçek hazineni aramaya başlayacaksın.Ve gerçek hazineler, gelicekte değildir.Gerçek hazineler; şimdidir, burdadırlar.Tamda şuanda.. Şuan olmayı öğrenmeye başlamak;şimdilerin keyfini çıkartmak; seni ruhuna,özüne,kalbine götüren yoldaki en büyük haritan,ışığın ve şevkin olacaktır....

8 Temmuz 2013 Pazartesi

You don't have a soul. You Are a Soul. You have a body.

The problem is not the problem. The problem is a person's attitude toward the problem. If you risk nothing, you gain nothing. Someone will always be prettier. Someone will always be smarter. Someone will always be younger. But they will never be YOU. The truth was a miror in the hands of God. It fell and broke into pieces. Everybody took the piece of it and they looked at it and thought they had the truth. Find the sweetness in your heart. That you may find the sweetness in every heart. Your hearts is the size of an ocean. Go find urself in its hidden depths. Love calls- everywhere and always. Submit to love without thinking!! We just have here and now!! No past,no future. Future will come,past;we already passed.so we just have now!feel your everything now and every nows..!! Then lets start to play.. Games,cards,costumes,masks, subjects? No thanx babe, play with yourself. Should be transparent.now could u play like that? You should try to do it... Just be yourself.. Dont be afraid, its only love.. You dont have to earn any happiness or love or success.. You already have all of them. You've just forgot to feel what you have.. Now start to enyoj with yourself then find your partner.. You'll feel that person which is you'll have.. You can be everything in life but the important thing is to be a good person...

29 Haziran 2013 Cumartesi

RAKI MASASINDA BALIĞA KİMLİK SORAN..

Duygu yoksa
Duymakta yok !
Yaşam çizgimiz ,
Peki ozaman biz kimiz?
Kalpsizseniz,
Siz hemen gidiniz..
İzinsiz gibisiniz..
Soğuk ve
bir çizgide yokluktan ibarettiniz.
Kaybolmuş tüm yalnızlar; yalnızlıklarına ağlarlar..
Dönüpte aynaya
Neden hiç bakmazlar?
Galiba kendilerinden korkarlar..
Kortukça kaybolanlar,
Kaybolduklarına yanarlar..
Rakıya sorar, yanındaki balıkla;
Hatırlarmısınız beni?
Ben bilemiyorum kendimi..
Nasıl bilirdiniz beni?
Balık sana soruyorum;
Kütük nerdeydi benim?
Pardon siz kimdiniz ki?
Hatırlamak pek mümkün değil.
Birileri vardı yanımda,
Bilirlerdi beni..
Şimdi nerdeler bilinmez onlar?
Yalnızlık belirdi..

4 Nisan 2013 Perşembe

Pastorize Edilmiştir..

Önce yaz geldi. Sonra bitti. Sonra son bahar oldu grilik geldi;her renkten birazcık.. Sonra beyazlık yağar; ilham dolar sokaklar..Sonra bahar olur fonda renkler açar hafif müziğiyle..
Hepsinin arasındaki geçişte bi sessizlik olur, bi dolunday gelir; dolar taşar içler. sonra yeni ay olur, gün doğar biter bütün telaşlar..
Bazen bavullar çıkar ,sonra dolar taşar..Belki arada temizlenir, silinir ama ara ara rafa konur bütün yaşanmış tatiller , geziler..
Biri çıkar sorar "nasıl geçti?" diye..
Bi durur düşünürsün nasıldı diye?
İlk hisettiğindir hep bi nebze, son olan.
Hatırlanandır sana kalan.
Hatırlandığında hisediyorsan; o andır sende olan.
Zamandır akan ,belki beline hep bi yerlerde bağ olan.
Ama kemeri sen taktın,çıkart şu; zaman tasmanı boynundan..
Kifayetsiz olan kelimeler değil aslında!cibiliyetsizliğe aşkla sarılan; bu insanlar..!
Kelimeler ölmüş, hisler kül olmuş; gece yakılmış; hissiz sex sonrası sigaralarına.. Üstüne eklenmiş pişmanlık.sabah külleri ;yanında bir kahveyle..
Kar yağmış şimdilerde buralara..
Temizlik başlamış, bahar öncesi sessiz geçmiş yağmurlarla..
Söylenmemiş onca söz geride kalmış kime ne?
Yalnızlık,ölüm başlangıçtır unutma!
keşiftir,deneyimdir ,farkındalıktır unutma..Erdemle yapıldığında; hepsi ödüldür en son noktada.
Renkleri üstüne döktüm, şimdi boyalandın unutma..
Sana döktüklerimi arada gelip tuvalime sürdüm,renk kattın; bana, yaptıklarıma.
Sende harmanladım ben boyalarımı, böyle yazdım ben hep kağıtlara.
Seni de sonsuzlaştırdım ben hep yaptıklarımda.
Ne başladı nede bitti..
Gerçek sevgi zaten neden bitsin ki?
Küçük dünyanın insanlarından olma. Nefesinde şükür, sözünde hissin olsun ,dürüstlükte cesaret bulsun.
Gerçeklik kendini sende bulsun.
Hesaplar sonu mutsuzluksa; ne alışılır ki, o yapılamammış hesaplaşmalardan?
Şimdi söyle bana ey güzel ruh, tatlı olan insan;
kimdir senin öz kimliğini senden alan?
boynuna zaman tasmasını takıp yanına hırslar koyan?
kimdir seni senden çalan, üstüne tüy dikip, damdan atan?
yüzünü saklatıp maskelerle kendini sana unutturan?
dön bi bak şu haline?
etrafındaki aynalarına bak, hepsi sensin?
mutlulukla bakarsan mutluluk görsün karşında.
ayna karar vermez unutma. !
baktığında beğenip beğenmeyen hep sendin yine sensin, farkında ol artık buna!
kaçıp giden zaman değil bir tek sensin bu hayatta..
sen sende olmazsan kaçar gider bütün hayatlar sana..
sen sende güzelsin be anlasana..
oldurtmaya çalışma, olduğun ol hep bu hayatta..
sadece şimdi ve burası var.
geçmiş ve gelecek yok! geçmişi geçtik,geleceğe gelemedik.ozaman şimdisin; sen, ben, biz, onlar, şunlar; bu hayatta..
sen senle olmayı kutlasana, gerisi gidicek içindekiler dışında. hisettiklerin güzel olsun mutluluk doldursun içini hep bu hayatta!!!

18 Mart 2013 Pazartesi

Uzaklara..

çok uzaktaki bi dosta..
mezeli, rakılı, sofrada...
çok uzaklara şerefe...
geçmişimize.. yaşadıklarımıza..
anılar.. anılar..
geçiyomuş zaman..
unutmuyo ama insan..
hepsi herşey gitsede, bitti artık dense de olmuyo ki.
yaşanan her renk, duyulmuş onca sesle, atılmış kahkahalar..
ah ne çok aglamıştık ta..
ama en çok sen gidiyorum diyemez
ve giderken aglatmıştın..
evet şimdi gözyaşlarımdan çok,
senle öğrendiklerim var ama insan, günü gelince gene aglıyo.
ve unutmuyo.
ama hep güzellikler hatırlıyo..
bana da bi gel dedin sanki derinden yakınlarda.
sonra gelme kal orda dedin.
gene ara verdik görüşmelerimize..
ben şimdi buralara ikamet ediyorum..
sense heryere..
kanatlarından çıkan ışık sardı her bi yanımı ..
büyüttü içime düşen, tarifi olmayan o kocaman acıyı.
olmadı be yerinesi.
olmazmış olamazmış ta..
geriye neler kalmış neler..
özleme girmiyorum bile..
çok tutugum, arada çok doldugundan; kendini bırakmış gözyaşlarına, bıraktı kendini zaman.
güç aldım hep bizden çok uzaklara gitmiş gibi olan varlığından..
ışık bu ya, bize de yaktın bi mum
parlamak için güç bulduyorsun ya bize bu halinle bile.
özlüyorum be dost ..
bi ses duymak istio insan.
bi sarılmak, koklayıp öpmek.
sonra bakıp gene gülümsüyorum.
hayat böle ya .
gitmedigini hisetmekte sıcak.
acı veren o şey kadar sıcak.
Ve gerçek..
neki?
sen misin ben miyim şimdi?
etle kemikle nefesle mi
gerçek sanıomuşuz kendimizi.
söle bana ilham perilerimin en büyülüsü..
yanıma kondugunda, ben kendi gerçekleğimden seninkine akıorum.
hisettikçe içtenliğini gene gözyaşlarımla gülümsüyorum.
fotograflarda kalmadık sadece.
zihnimde kayıtlı olanlar bi sonraki hayatta da yeter bize.
yeterki gene gel hayatıma.
bu sefer uzun kalalım ..
yarım bırakmış olmayalım.
kalana çok kokuyo biliyomusun.
kalanlara başka bi acı basıomuş..
hiç gitmeyeninden.
seni seven herkese kendimle bolca o güzel ışıgından diliyorum.
unutmadım kuzum seni.
unutamamda.
sende unutma bu ruhu hep hatırla.
tüm yaşattıkların için sonsuz teşekür ve şükürlerimi yolluorum canım dostum sana.
kadehler doldu taştı
içimden içine kopanlar koptu.
meğer dogdugumuzda ölüp, öldüğümüzde; doğuyomuşuz.
ozaman sende mutluysan oralarda doğum gününe içiyorum.
Çünkü ölümün öle olmadığını biliyorum..

--
Melis Binay